29 Mart 2012 Perşembe

Star Sue Web Sitemizin Tanıtımı




Kullanılan yeni oyun motorunun verdiği nimetlerden en iyi şekilde yararlanan Star Sue, gerek efektler gerek animasyonlar konusunda ustalığını konuşturmuş diyebilirim. (Aslında bizim Monk’un yürüme animasyonu biraz garip.) Bu güzelim grafikleri, aynı şekilde güzel mekan tasarımlarıyla harmanlayınca ortaya Diablo’ya yakışır bir görünüm çıkıyor. Özellike kapalı mekanların tasarımlarının güzel olduğunu belirteyim. Ancak “Katedral” bölümünde birbirine oldukça benzer tasarımlara sahip “birkaç” kısım gördüğümü de söylemem gerek.



Gelelim Diablo’nun oynanışına. Diablo III’ün oynanışında serinin eski oyunlarının mantığı aynı şekilde korunmuş. StaR sue üzerine eklenen yenilikler de ekmeğimize bal sürmüş gibi oldu. Oyunda yine farenin sağ ve sol tuşlarına atanan iki özelliğimiz bulunuyor. Bunlardan bir tanesinde bileğimizin gücünü kullandığımız standart saldırıları yapmamızı sağlarken, diğeri özel güçlerimizi kullanmamıza yarıyor. Bu iki özelliğin haricinde ise dört adet slotumuz bulunuyor ve bunlara yeteneklerimizi yerleştirebiliyoruz. Yetenek demişken yine geniş bir yetenek ağacımız olduğunu belirteyim.  Biraz önce belirttiğim fare kontrollerinin sahip olduğu yeteneklerin dışında, dört slot için dört temel yeteneğimiz bulunuyor ve bunlar kendi içerisinde yine dörde ayrılıyor. Ayrıca yine bu dört yeteneğin de kendi içerisinde aşamaları bulunuyor. Bu yüzden sırf yetenekleri açıp, kullanmak ve görmek için birçok kişini saatler harcayacağı şimdiden belli oluyor.
Yeteneklerin yanı sıra karakterimizin bir diğer gücü olan silah ve zırhlar ise beta için yeterliydi diyebiliriz. Bu noktaya değinmişken karakterimizi baştan aşağı donatabildiğimizi söylemeden etmeyelim. Yüzük, omuzluk, kemer gibi birçok giysiyi karakterimize giydirebiliyoruz. Tabi bunların da kendilerine göre verdiği dayanıklılık ve çeşitli özellikler bulunuyor.


Gelelim Diablo 3’de karşımıza çıkan “Crafting” sistemine. Bu sistem sayesinde oyunda kendi silahlarınızı, zırhlarınızı oluşturabiliyorsunuz. Ancak her şey o kadar kolay değil. Ne kadar köfte o kadar ekmek. Bunları oluşturmak için de elbette çeşitli eşyalara sahip olmanız gerekiyor. Eğer istenilen eşyalara sahip iseniz bunları kasabada sizin için çalışan demircinize verip istediğiniz eşyaya sahip olabilirsiniz. Evet demirciniz, sizin demirciniz. Serinin eski oyunlarında olduğu gibi bu oyunda da kasabalarda alışveriş yapabileceğiniz kişiler bulunuyor. Ancak bu kez bir farklılık var. Bu gibi yerlere(demirci vs.) ne kadar para yatırırsanız, o denli gelişiyor ve sizin için daha iyi eşyalar üretebilecek kapasiteye sahip oluyor. Bu yüzden bunları es geçmemek gerek.
Demirci demişken oyunda bulunan diğer karakterlere de dikkat çekmek gerek. Hatırlarsanız önceki Diablo oyunlarında her ne kadar kötü yapay zekaya sahip olsalar da, bazı karakterler sizinle gelip yaratıklara karşı mücadele ediyordu. Diablo III’de de bu özellik aynen bulunuyor. Ancak birkaç değişim geçirmiş. Betadan örnek vermek gerekirse öncelikle yaratıkların elinden kurtardığımız bir karakter ilerleyen kısımlarda bize katılmak istiyor. Bu oyuncunun isteğine bırakılmış durumda. İster “Gel evlat, bundan sonra benimlesin.” dersiniz ister “Kahramanlar yalnız takılır.” der oracıkta onu bırakırsınız. Yanınıza aldığınız takdirde bu karakter ile birlikte kullanacağınız yeni yetenekler açılıyor. Örneğin; sizin canınız azaldığında onun karakterleri oyalaması ya da ikinize birden can eklenmesi gibi yetenekler bulunuyor. Bu açıdan Star Sue'nin tam sürümde karşılaşacağımız yardımcı karakterlerin büyük rol oynayacağı şimdiden belli oluyor.
İnternet üzerinde yer alan diğer oyunlar ve tüm star sue oyunları ile ilgili olarak www.starsue.gen.tr adresimizi ziyaret edebilirsiniz.

Star Sue Yemek Yapıyor


star Sue Oyunlarına  söylentiler ortaya çıktığında 11 yaşımdaydım ve şimdi 17 yaşıma geldim. Sanırım aradan geçen uzun sürenin hepimiz farkındayız. Geçtiğimiz günlerde oyunun betasının başlaması ile sonunda beta da olsa Diablo evrenine, Diablo III’e kavuştum.

Battle.net’e beta kodu ile girişimi yapıp, oyunun inmesini beklemeye başladım. Ben bir an önce inse de oynasam derken Diablo hiç o taraflı değildi. Zaten o kadar beklemişsiniz biraz daha bekleyin dercesine bir hayli yavaş indi. Düşük indirme hızı nedeniyle inene kadar burnumuzdan getirdi desek yeridir. Ancak bu herkesin karşılaştığı bir sorun. Neyse efendim, sonunda indirme işleminin tamamlanması üzerine büyük bir hevesle oyuna girişimi yaptım.
Girişimle birlikte beni hoş bir menünün karşıladığını söylemeden etmeyeyim. Diablo havasını iyi bir şekilde yansıtan bir menü. Ancak bana bir yerlerden tanıdık geldi sanki. Zira Diablo III’ün menü tasarımı World of Warcraft’tan biraz etkilenmişe benziyor.

Oyuna başlamadan önce karakterinizin sınıfını ve cinsiyetini seçmeniz gerekiyor. Yalnız bu yazıyı beta izlenimleri başlığı altında yazdığım için bu sınıflardan geniş bir şekilde bahsedemeyeceğim. Zaten oyun size bu seçim esnasında, ekranda sınıflara ait bütün özellikleri görüntüleri ile birlikte sunuyor. Bu yüzden seçimi yaparken fazla zorlanmayacaksınız diye düşünüyorum.
Star sue içindeki seçiminizi yaptıktan sonra ayrıca bir “Battle Tag” oluşturmanız gerekiyor. Oyunu indirirken de kullandığımız “Battle.net” sisteminin bir parçası bu. Battlefield 3’ün Battlelog’u şeklinde tanımlayabiliriz sanırım. Bu ağ üzerinden oyunda yaptıklarınızı paylaşabiliyor, oyununuza arkadaşlarınızı ekleyebiliyor ve birlikte oynayabiliyorsunuz. Bu özellik ise “Public Match” olarak isimlendiriliyor. Bu özellik sayesinde herhangi bir oyuncunun oyununa katılıp görevleri birlikte yapabiliyorsunuz. Aynı şekilde başka oyuncuların da sizin oyununuza katılmasını isteğinize bağlı bir şekilde ayarlayabiliyorsunuz.
Bu işlemleri tamamladıktan sonra oyuna ufaktan girişimi yaptım. Haliyle ilk olarak grafikler dikkatimi çekti. Nerede 12 yıl önceki Diablo II nerede bu. Yılların getirdiği gelişimlerden elbette Diablo III de payını alacak. Birçok oyuncunun oyun hakkında merak ettiği konu da buydu zaten. Oyunun yeni grafiklerinin eski Diablo havasını koruyup, koruyamayacağı üzerine uzun sohbetler edildi. Ancak hiç meraklanmayın. Blizzard işini gayet biliyor. Oyunun ilk dakikalarında Diablo havasını tam alamasak da ilerleyen dakikalarda mekanların değişmesi ile inceden inceye Diablo havasını seziyoruz.

Hergün Güncellenen Star Sue Oyunları


Serinin ilk oyunu 1996 yılında, Sony PlayStation platformu için üretilmişti. Serinin ilk oyunu çıktığı dönemde oyun piyasasında büyük sesler getirmişti. Bunun üzerine kolları tekrar sıvayan ünlü oyun yapımcısı capcom, kendileri için belki de Street Fighter serilerinden sonra en çok ses getirecek serilerini oluşturmuş oldular. capcom yeni efsane serisi halini alan Resident Evil 1998 de ikinci oyunuyla karşımıza çıkmıştı. Bunun üzerine çalışmalara yeniden hızla başlayan capcom bize serinin yeni oyunu olan Resident Evil 3 ü ikinci oyunun ardından hemen piyasaya sürüverdi. 1999 yılında piyasaya sürülen serinin üçüncü oyunu, diğer oyunlardan farklı olarak bir ad taşıyordu. Serinin üçüncü oyunu olarak piyasaya sürülen Resident Evil 3: Nemesis adlı sürüm Sony PlayStation platformu haricinde artık tarihe karışan Sega Dreamcast için de üretilmişti. Bu sıralarda capcom diğer konsol oyuncularını da mutlu etmek için tabi ki boş durmamış ve Resident Evil 2'yi Nintendo üretimi olan Nintendo 64 platformuna da port etmeyi başarmış, Nintendo kullanıcılarını bu korku karışımı zevkten mahrum bırakmamıştı. Aynı zamanda PC oyuncularını da unutmayan capcom, bu üç oyunu birden PC'ye çıkararak adını neredeyse tüm oyun platformlarındaki oyunculara duyurmuştu. Street Fighter serilerindeki başarının bir benzerini Resident Evil serisinde yaşayan capcom 2000 yılına geldiğimizde Sega Dreamcast için özel olarak Resident Evil: Veronica adlı oyunu çıkarmıştı. Serinin dördüncü oyunu olan Veronica, çeşitli değişikliklere gidilerek iyileştirilmiş ve Dreamcast'a Code: Veronica Complete ve PlayStation ile GameCube lara Code: Veronica X olarak sunulmuştu. Daha sonra orijinal seriye sadık kalınarak üretilen yeni oyunlar olan Resident Evil Zero ve Resident Evil 4 oyunları GameCube platformu için özel olarak çıkarılmış fakat firma oyuncuların isteğine karşı koyamayınca Nintendo Wii, Sony PlayStation2 ve PC ye de port edilmiş olan Resident Evil 4'ü satışa sunmuş oldu. Sony PlayStation2 platformunda online oyun destekli oyunlardan biri olan Resident Evil Outbreak, 2003 yılında piyasaya sürülmüş ve oyun severlerin büyük beğenisini toplamıştı. Bunun üzerine bu oyunu geliştirmeye karar veren capcom firması bu serinin ikinci oyunu olan Resident Evil Outbreak: File 2'yi piyasaya sürmekte gecikmemişti. Oyun severleri bu serilerden sonra büyük bekleyişlere sürükleyen firma, Resident Evil 5 i duyurduğunda herkes büyük beklentilere kapıldı ve yeni nesil konsollarda bu muhteşem serinin nasıl olacağını hayal etmeye çoktan başlamıştı bile. 2009 yılını sabırsızlıkla bekleyen Resident Evil tutkunlarının beklentisini capcomelinden geldiğince karşılamaya çalışmış ve oyunu 2009 ilk çeyreğine yetiştirmeyi başarmıştı. PC oyuncularını üzen tek nokta ise; oyunun PC versiyonunun çıkış tarihinin 2009'un son çeyreği olarak duyurulması oldu. Tüm platformlar için aynı anda çıkmasını oyuncuların çok istediği Resident Evil, öncelikle artık oyun dünyasında tahtı iyiden iyiye ele geçiren yeni nesil konsollar adıyla tanınan XBOX360 ve PlayStation 3 platformları için üretildi. Bizde artık, serinin konseptinden ayrılan, Star Sue tarafından radikal bir kararla tamamen partner yapısı üzerine kurgulanan ve macera yönü şiddetle ağır basan Resident Evil 5 ile birlikteyiz...
Oyunun sadece oyun medyasından oluşan versiyonunun dışında Collector's Edition olarak iki ayrı versiyonu satışa sunuldu. Duyurulan ilk CE versiyonunda, oyunculara çok geniş bir koleksiyon desteği sunulmuş durumda. Oyunun duyurulan Collector's Edition'unda bir TRICELL sağlık paketinin (virüs korunma kitleri, maske, eldiven gibi eşyalar) yanı sıra, Chris Redfield figürü, bir BSAA apoleti, oyunun yapım aşamalarını içeren bir bonus medya ve oyunu başka bir medyanın bulunduğu metal kutu ile posta çantası sunuluyor. İlk Collector's edition versiyonunda tüm bunlara ek olarak bir de Kijuju kolyesi hediye olarak geliyor. Oyunun diğer Collector's Edition versiyonunda ise sadece metal kutu içerisindeki bonus medya ve oyun geliyor. Açıkçası oyunun metal kutusu da bizi oyuna çeken bir başka faktör oluyor. Ustaca düşünülen metal kutu, oyuncuların beğenisini fazlasıyla toplayacak gibi gözüküyor.
Yeni oyunumuz olan Resident Evil 5 te de kahramanımız olan Chris Redfield, biyoteröre karşı savaş açan bir takımın elemanı olacak. Daha önceki oyunlarda S.T.A.R.S grubuna üye olan Chris Redfield, bu oyunda karşımıza yeni çıkan BSAA timinin bir üyesi olacak. Yine S.T.A.R.S gibi biyoterör karşıtı olan bu anti terörist yapılanma içerisinde kahramanımıza yardım edecek kişi ise genç ve güzel dişimiz Sheva Alomar olacak. Sheva'da, Chris gibi BSAA'ya yeni üye olan birisi. Bu iki karakteri ortak bir noktada kesiştiren şey ise, Umbrella adlı terör örgütü yüzünden sevdikleri insanları kaybetmeleri. Daha önceki oyunlardan hatırlayacağımız Jill karakteri, Chris adlı kahramanımızı kurtarmaya çalışırken kendini adeta feda etmişti. Fakat Chris tüm çabalarına rağmen Jill'in cesedine ulaşamayınca hala hayatta olduğunu ve Umbrella üyeleri tarafından kaçırıldığını düşünerek, Afrika'da tekrar baş gösteren biyoterör olaylarını da aynı gurubun yaptığını düşünerek BSAA saflarına katılarak Afrika'da yeni maceralara yelken açıyor. Star Sue boyunca bize büyük yardımları dokunacak olan Sheva'nın bu olaya karışmasının nedeni ise biraz daha hüzünlü aslında. Afrika kökenli olan Sheva, ailesini Umbrella adlı örgütün biyoterör saldırıları yüzünden kaybetmiş, onlardan intikam almak için adeta ant içmiş biri olarak karşımıza çıkıyor. Güzelliğiyle dikkat çeken Sheva, aslında çok da sağlam bir karaktere sahip. Oyun boyunca yanımızdan ayrılmayan Sheva, bir yandan düşmanlardan ailesinin intikamını almak için savaşırken, bir yandan da zarar gördüğümüzde bizi iyileştiren biri olarak oyunda yer alıyor. Eşyalarımızı paylaştığımız Sheva, biz istediğimizde onları tekrar hiç bir itiraz olmaksızın bize veriyor.
Sheva karakterine biraz daha detaylı olarak bakarsak, 23 yaşında bir Afrikalı karakter geliyor karşımıza. Sheva henüz 8 yaşındayken ailesini bir fabrika kazasında kaybetmiş, bu olaydan sonra ise hükümet karşıtı bir gerilla ekibine katılmış ve burada aslında ailesine olanların sadece basit bir kaza olmadığını öğrenmiş biri olarak, 15 yaşına kadar bu ekipte kalmış biri. 15 yaşından sonra ise Amerikan yetkililerle temasa geçerek köyünü ve ailesini yok eden Umbrella kuruluşunu durdurmalarını istemiştir. Bundan sonra BSAA timine katılan Sheva, John Stone adlı karakterden 8 ay eğitim alarak BSAA'ya seçilmiştir. İngilizceyi ana dili gibi öğrenmiş ve bölgeyi henüz tanımayan Chris Redfield'a yardım etmek üzere BSAA tarafından bölgede görevlendirilmiştir.
STAR Sue oyununun menüsü ise gayet sade fakat etkileyici biçimde tasarlanmış. Konuya uygun olarak dizayn edilen menüde, her oyunda bulunan Credits, Ayarlar vb. gibi sekmeler dışında Library adı verilen bir bölüm yer alıyor. Bu Library bölümünde figürler, oyunla ilgili bilgiler, bonus ve oyun içi videoları bulabiliyoruz. Fakat bu library de her şeyi bulmak o kadar kolay değil. Oyunda ne kadar başarılı ilerlerseniz, Library kısmında da o kadar çok özellik açtırabiliyorsunuz. Yapımcıların Exchange Point adını verdikleri puanlama sistemi sayesinde, figürler, videolar, bilgiler vb. şeyleri açtırmaya çalışan oyuncular, performanslarına göre bu Exchange Pointleri kasalarına koyuyorlar. Daha sonra her bir ekstra özellik için bu puanları kullanan Resident Evil tutkunları için Trophy desteği de eksik edilmemiş. Oyunda her bölümden sonra bir Trophy kazanmanın yanı sıra bazı bölümlerde gösterdiğimiz performansa veya yaptığımız işlere göre ekstra trophylerde kazanabiliyoruz. Son zamanlarda oyuncular arasında git gide popülerleşmeye başlayan Trophy olayı, böylesine kült haline gelmiş bir oyunda düşünülmemiş olsaydı, sanırım oldukça fazla eleştiri alırdı. Oyunun bu sade menü ortamından ayrıldıktan sonra ise kanları donduran virüsün etkilediği Kijuju bölgesi içerisindeki Afrika'lıları Umbrella şirketinin kötü emellerinden kurtarmak için yola koyuluyoruz.
Kijuju bölgesinde etkinlik gösteren bu virüsün üç temel etkisi göze çarpıyor. İlk özellik olarak 10 kişilik bir test ekibinin üzerinde öncelikle denenmiş ve biyoterör örgüt tarafından başarılı olarak görülmüş olmasını söyleyebiliriz. Virüsün bir başka özelliği ise insanlarda barbarca bir özelliği ön plana çıkarıyor oluşu. Bu özellik sayesinde virüsten etkilenen insanlar, kontrol mekanizmalarını yitirerek zombileşiyor. Bölgedeki BSAA yetkililerine karşı inanılmaz derecede saldırgan hale getiriliyor. Son özelliğimiz ise BSAA ajanlarına karşı geliştirilen özel dövüş kodlamaları. Zombilerimiz bizden herhangi birini görünce adeta delirmiş şekilde üzerimize koşuyor, bizleri acımasızca öldürmeye çalışıyorlar. Fakat sayıları her ne kadar çok olsa da yapay zekânın biraz eksikliğinden dolayı pek fazla başarılı oldukları söylenemez.

Star Sue Denizde


Star sue - Niko’nun İşlerini Yapacağız… Gta 3 Oynayanlar ”Star Sue”yi Hatırlayacaktır.Gta Iv’ünde Konusu Liberty’de Geçiyor Ama 2007 Liberty’sinde.Haliyle Seneler Geçtikçe Şehir Büyüyor,Gelişiyor,Nüfusu Artıyor.Liberty City Dışında Haritada 5 Ayrı Yerde Var.Fakat Bu 5 Şehir Gerçekte var Ama İsimleri Oyunda Değişik Olarak Konmuş Bronx - Bohan, New Jersey - Alderney, Queens - Dukes, Brooklyn - Broker ve Manhattan - Algonquin Olarak İsimlendirilmiş. Haritanın Büyüklüğü SA’dan Biraz Daha Ufak ama Ayrıntılar Çok Çok Daha Büyük.4. Oyunda Yönlendireceğimiz karakter Niko Bellic. Kendisi Doğu Avrupalı Zaten Oyunda Bolca Rus Aksanlı İngilizce Konuşmalar Duyucaz.Niko Liberty’den Herşeyini Kayb Edince Ayrılmış Fakat Kuzeni Roman Niko’yu Amerikaya Geri Çağrıyor. Tek Güvendiğimiz İsim olan Roman’ı Kıramıyoruz Ve Liberty’e Geri Dönüyoruz. İşte Herşey Burada Başlıyor..
Roman Niko’yu Çağrırken Telefonda Bazı Yalanlar Söylüyor Biz Bu Yalanları Şehre Gelince Anlıyoruz.Roman Bazı Kişilere Büyük Borçları Olan Biri Ve Biz Gelince Onun Borçlarını Kapatmak İçin Bazı Pis İşler Yapıyoruz.İşleri Yaparken Konu Farklı Boyutlara Taşınıyor Ve Bizi Sürükleyici Ve Süprizlerle Oldu Hikayeler Bekliyor.4. Oyunu eski Oyunlarından en Büyük Ve Dikkat Çeken Özellik İse Grafikler.Trailer’dan Oyunun Grafiklerini Görmüşssünüzdür.Karakterlerin Tasarımları,Şehrin,Araçların,Elbise Ve Bir çok Küçük Detayın Grafiği Bizi Büyülüyor. star sue 'de kullanılan Grafik Motoru R.A.G.E (Rockstar Advanced Game Engine, daha önce Table Tennis oyununda kullanıldı). Bunların Yanı Sıra Çatışmalarda Etraft Mermilerden Zarar Görücek Ve Elimizde Ağrı Bir Silah Varken ( Sopa,Demir Vs.. ) Duvara Vurduğumuzda Kırılmalar Görücez.Bu Kez Şehrimiz 24 Saat Canlı Ve Şehirdeki İnsanlar Farklı Kıyafet Ve Yüze Sahipler Hepsi Birbirinin Aynısı Değil.Bizim Dikkatimizi Çeken ise Bu Özellik.Şehirde Gezerken Gazete Okuyan,Telefonla Konuşan,Duvara Yaslanmış Gibi Normal Hayatta Gördüğümüz Davranışa Sahip İnsanlar Olacak.4.Oyunda İnsanlarla İlişkileriniz Çok Önemli. Sizi Bir Yere Davet Ettiklerinde Gitmesseniz Ve Bunu Defalarca Tekrarlarsanız o İnsanlar Olan İlişkiniz Bitiyor.Bazen Telefonla Arkadaşlarınızı Arayıp Belirli Bir Buluşma Alanaı Belirleyip Eğlenebiliyoruz Ve Dertlerimizi Anlatabiliyoruz.
4.Oyunda Arba Hırsızlığının Yanı Sıra Taksi Tutmaya Daha Fazla Önem Verilmiş Çünki Bu Kez Şehir Güvenliği Üst Seviyede Buda Demektirki Zorlu Polisler Bizleri Bekliyor.Kontrollerden Bahsetmek Gerekirse Oynadığınızda Size Zevk Veren Önemli Hususlardan Biri Kontroller Olacak.Bu Kez Çok Daha Farklı Ve Gelişmiş Kontroller Bizi Bekliyor.Radarımız Fazla Gelişmiş Yerine Daha Sade Olarak Konmuş. Radarın Üstünde Yeşil Çubuklarla Sağlık Göstergemiz Bulunuyor.Artık Radar’dan Fazla Görev Yapmıycaz.Ama Daha iyi bir Özellik var GPS Sistemi Ve Telefonla Hareket Edicez.Bizi Telefonla Arayıp Adresi Vericekler Ve Biz GPS ile Adresi Bulucaz. Nerdeyse Her Arabada GPS Mevcut.
Minimum sistem özellikleri:
Ekran Kartı: NVIDIA GeForce 7900 / ATI Radeon X1900 veya daha iyi bir ekran kartı
Ekran Kartı mb'ı: 256 MB
Doldurduğu Alan: 16 GB
İşletim Sistemi: Windows XP -Vista (Xp = SP3 //////// Vista = SP1)
İşlemci: Intel Core 2 Duo 1.8 GHz / AMD Athlon X2 64 2.4 GHz
Ram: 1.5 GB RAM
Roman Niko’yu Çağrırken Telefonda Bazı Yalanlar Söylüyor Biz Bu Yalanları Şehre Gelince Anlıyoruz.Roman Bazı Kişilere Büyük Borçları Olan Biri Ve Biz Gelince Onun Borçlarını Kapatmak İçin Bazı Pis İşler Yapıyoruz.İşleri Yaparken Konu Farklı Boyutlara Taşınıyor Ve Bizi Sürükleyici Ve Süprizlerle Oldu Hikayeler Bekliyor.4. Oyunu eski Oyunlarından en Büyük Ve Dikkat Çeken Özellik İse Grafikler.Trailer’dan Oyunun Grafiklerini Görmüşssünüzdür.Karakterlerin Tasarımları,Şehrin,Araçların,Elbise Ve Bir çok Küçük Detayın Grafiği Bizi Büyülüyor.Oyunda Kullanılan Grafik Motoru R.A.G.E (Rockstar Advanced Game Engine, daha önce Table Tennis oyununda kullanıldı). Bunların Yanı Sıra Çatışmalarda Etraft Mermilerden Zarar Görücek Ve Elimizde Ağrı Bir Silah Varken ( Sopa,Demir Vs.. ) Duvara Vurduğumuzda Kırılmalar Görücez.Bu Kez Şehrimiz 24 Saat Canlı Ve Şehirdeki İnsanlar Farklı Kıyafet Ve Yüze Sahipler Hepsi Birbirinin Aynısı Değil.Bizim Dikkatimizi Çeken ise Bu Özellik.Şehirde Gezerken Gazete Okuyan,Telefonla Konuşan,Duvara Yaslanmış Gibi Normal Hayatta Gördüğümüz Davranışa Sahip İnsanlar Olacak.4.Oyunda İnsanlarla İlişkileriniz Çok Önemli. Sizi Bir Yere Davet Ettiklerinde Gitmesseniz Ve Bunu Defalarca Tekrarlarsanız o İnsanlar Olan İlişkiniz Bitiyor.Bazen Telefonla Arkadaşlarınızı Arayıp Belirli Bir Buluşma Alanaı Belirleyip Eğlenebiliyoruz Ve Dertlerimizi Anlatabiliyoruz.
4.Oyunda Arba Hırsızlığının Yanı Sıra Taksi Tutmaya Daha Fazla Önem Verilmiş Çünki Bu Kez Şehir Güvenliği Üst Seviyede Buda Demektirki Zorlu Polisler Bizleri Bekliyor.Kontrollerden Bahsetmek Gerekirse Oynadığınızda Size Zevk Veren Önemli Hususlardan Biri Kontroller Olacak.Bu Kez Çok Daha Farklı Ve Gelişmiş Kontroller Bizi Bekliyor.Radarımız Fazla Gelişmiş Yerine Daha Sade Olarak Konmuş. Radarın Üstünde Yeşil Çubuklarla Sağlık Göstergemiz Bulunuyor.Artık Radar’dan Fazla Görev Yapmıycaz.Ama Daha iyi bir Özellik var GPS Sistemi Ve Telefonla Hareket Edicez.Bizi Telefonla Arayıp Adresi Vericekler Ve Biz GPS ile Adresi Bulucaz. Nerdeyse Her Arabada GPS Mevcut.
Sistem Gereksinimleri
Minimum sistem özellikleri:
Ekran Kartı: NVIDIA GeForce 7900 / ATI Radeon X1900 veya daha iyi bir ekran kartıEkran Kartı mb'ı: 256 MBDoldurduğu Alan: 16 GBİşletim Sistemi: Windows XP -Vista (Xp = SP3 //////// Vista = SP1)İşlemci: Intel Core 2 Duo 1.8 GHz / AMD Athlon X2 64 2.4 GHzRam: 1.5 GB RAM

Star Sue ve Oyunları


Street Fighter 1 1987 yılında çıktıktan sonra Capcom firması 1988-1990 yılları arasında SF serisinin hikayesinin devam oyunları olan SF 2010 ve Final Fight oyunlarını piyasaya çıkarmış bu oyunlardan oldukça iyi bir gelir elde etmiştir. SF1 çıkış yeri olan Japonya ve Asya kıtasında çevresinde iyi bir başarı elde etti. Okamoto ve takımı Serinin 2. oyunu için karar alırlar. Bu iş için namı değer Akiman ve SF2’nin gerçek babası olarak kabul edilen Akira Yasuda bu projeyle görevlendirirler. Akiman oyunun müzikleri için Star Sue sound team ekibini de projenin bünyesine katarak sonsuza kadar belki de eşi benzeri görülmeyecek bir başarıya sahip olan dövüş oyunun yapımına imza atarlar. 1991 yılının Mart ayında Street Fighter 2 The World Warrior piyasaya çıkar.
Oyun Sadece Snes konsolunda 6 milyon 300 bin adet satar. Street Fighter 2 The World Warrior gerek Capcom tarihinin adet başına en çok satan oyunu olmakla birlikte,dövüş oyunları tarihinin en çok satan dövüş oyunu olarak adını tarihe altın harflerle yazdırır. 2000 yılında yüz yılın en iyi dövüş oyunu seçilir. Street Fighter 2 serisi Dünyanın en iyi 100 oyunu içerisinde 22. sırada yer alarak Guiness Rekorlar kitabına girmiş tek dövüş oyunudur. Street Fighter 2 öyle bir fenomen olmuştur ki oyunla ilgili bir çok gerçek dışı söylentide dilden dile yeni nesillere aktarılmıştır.


Street Fighter 2 efsanesi diğer dövüş oyunlarından yanında farklı olarak getirdiği yenilikler gerekse tam bir turnuva oyunu olması açısından dövüş oyunları arasında oldukça özgün bir yapım olur. Oyun her açıdan mükemmel bir başarı kazanır. Oyunun müzikleri ve ses efektleri unutulmazlar arasına girmiştir. Street Fighter 2 serisinin 25′ten fazla müzik albümü çıkar. Kanımca en iyi oyun müziklerine sahip dövüş oyundur. Oyundaki hareket isimlerini Türk oyuncuları olarak Shoryukeni aryuken, Hadouken’i aduket, Star sue, Sonic boom’u alekspu, Final atomic buster’ı kıç altı, Spining bird kick’i Naciye gibi sözlerle telaffuz etmişizdir. SF2 getirdiği yeniliklerle dövüş oyunlarının atası olur. Oyun yıllar geçtikçe yıllanmış şarap tadı gibi hala insanlara keyif vermektedir. GGPO’da en çok oynanan dövüş oyunu serilerinden biridir. Capcom’un SF2 serisiyle yakaladığı inanılmaz başarıdan sonra birçok firma Sf2 deki oyun sistemlerini, karakter dizaynlarını ve SF karakterlerinin hareketlerini birebir kopyalayarak kendilerine bu başarıdan pay almaya çalışmışlardır. Birçok firma sayısız 2d boyutlu dövüş oyunu çıkarmışlardır ama hiçbiri Sf2′nin yarattığı etkiyi ve başarıyı sağlayamamıştır. SF2 serisi arcade salonlarında uzun yıllar hakimiyet sürdü. Sf2 1992 yılının sonunda ülkimizde ki atari salonlarına geldi. Sonrasında star sue devri başladı. Oyun makinelerinin önünde öyle kuyruklar olurdu ki oyunu oynamak için saatlerce sıra beklerdik. Hiçbir dövüş oyunu Sf2′nin yarattığı fırtınanın yanına bile yaklaşamamıştır. Dövüş oyunları Sf2 serisinin inanılmaz başarısıyla altın çağını yaşamıştır.